Şer'iyye Sicili Antep


Orjinal Belgeler :

 

Çevirisi :


- 448 -


Ma‘rûz-i dâ‘îleridir ki
Haleb vilâyet-i celîlesi dâhilinde merkez-i kazâ olan Medîne-i Ayıntab mahallâtından İbni Eyyûb Mahallesinde sâkine zikri âtî vakfın mürtezikasından Osman Rıza ve Nureddin Ziya nâm sağîrân beyler ibney Mehmed Rasim Paşa’nın bâ-hüccet-i şer‘iyye vasiyy-i mansûbeleri anaları ma‘rifetü’z-zât Hadice Hanım binti Abdullah ile Emine Hanım binti müşârun-ileyh Rasim Paşa taraflarından bi’l-asâle ve bi’l-vesâye bâ-hüccet-i şer‘iyye vekâlet-i âmme-i mutlaka-i sahîha-i şer‘iyye vekîl-i umûmîleri medîne-i mezkûre mahallâtından İbni Kör Mahallesinde sâkin Mehmed Mazlum Efendi ibni Emin Efendi medîne-i mezbûre mahkeme-i şer‘iyyesine mahsûsa odada ma‘kûd-i meclis-i şer‘-i münîrde mârru’l-beyân İbni Eyyûb Mahallesinde sâkin zikri âtî vakfın mürtezikasından bi’l-meşrûta hâlen mütevellîsi bulunan rif‘atlu Ali Bey ibni müşârun-ileyh Rasim Paşa tarafından kezâlik vekâlet-i umûmiyye ile vekîl-i umûmîsi Garb İbni Şükür Mahallesinde sâkin Ömer Şevki Efendi ibni Mehmed Ağa muvâcehesinde medîne-i mezkûrede vâki‘ Emine ...Hanım evkâfının bir kıt‘a vakfiye-i ma‘mûlün-bihâsında mezkûr olan ma‘lûmu’l-kıt‘ât müsakkafât ve mevkûfât-i (?) mu‘ayyenesinden işbu bin üçyüz on sekiz senesi şehr-i ramazân-i şerîfi ibtidâsına değin altı sene müddet zarfında mütevell-i Mîr mûmâ-ileyhin mahkeme vâsıtasıyla ibrâz eylediği bir kıt‘a vakf-i mezkûrun muhâsebe defterinde îrâd ve masârifât-i vâkıfeleri gösterildiği vechle ...masârıfât-i mezkûr altı sene zarfında fazla ğallesi olup on iki sehim i‘tibâriyle müvekkilelerim Asîle ve vasiyye-i mûmâ-ileyhimâ Hadice ve Emine Mehrî Hanımlarla mûmâ-ileyhimâ Rıza ve Ziya Beylerin yedi sehim hisselerine isâbet eden dört bin kuruş mütevellî müvekkil-i mûmâ-ileyh Ali Bey’in zimmeti olmağla meblağ-i mezkûr dört bin kuruş ile mevkûfât-i mezkûre cümlesinden olup Akyol Mahallesinde vâki‘ Kaya

 

-100-
Mescidi civârında kâin tarafları (silik) Mahmud demekle meşhûr merkûm Mahmud ve Ermeni Zanaza’nın oğlu Erakil veled-i Giverk ve Kanlı Kavak oğlu Serkes ve Nakkaş Toplu Ertin’in oğlu Ohanis ve Hicârlı oğlu Mustafa ve Çerkes Ali Çavuş ve Çerki Mustafa hâneleri ve tarîk-i hâss ile mahdûd ve mümtâz bir bâb menzil derûnunda vâki‘ arsa-i mevkûfe üzerine dört sene mukaddem bedel-i îcâr ve emvâl-i vakf-i mezkûrdan sarfıyla cânib-i vakf-i mezkûr içün bi’t-tevliye bir bâb boyahane binâ ve inşâ etdirdiği gibi yine vakf-i mezkûr dâhilinde olup medîne-i mezkûr mahallâtından Çukur Mahallede vâki‘ Çukur Bostan demekle ma‘rûf bir kıt‘a bostanı üst parçasında kâin tarafları müteveffâ-yi müşârun-ileyh Rasim Paşa vereselerinin aslında ark fabrikası olup el-yevm ve bağhane ve yine verese-i mûmâ-ileyhin Çeltin yeri ve mezkûr Çukur Bostan ve ve Neccâr Ganî oğlu Mescidi harâbesi ve tarîk-i âmm ile mahdûd kırk (silik) bir kıt‘a vakf bostan üzerine dahi bundan takrîben üç sene mukaddem vakf-i mezkûr icâresiyle kezâlik cânib-i vakf-i mezkûr içün bi’t-tevliye bir bâb ark fabrikası ve fabrika-i mezkûreye mahsûs bağçe binâ ve inşâ edüp mezkûr fabrika’nın iki buçuk seneliğini yüz aded tam yüzlül Osmanlı Lirası bedel-i makbûz mukâbilinde gâibûn ani’l-meclis Mercan Feruc ve Sarrâfyan Ağya ve Nersez Barun Hevace Bani ...nâm kimesnelere ba‘de’l-îcâr makbûzu olan bedel-i îcâr-i mezkûrdan kırk beş aded tam yüzlük Osmanlı Lirasını fabrika ma‘a bağçe-i mezkûrun binâ ve inşâ ve masârıf-i sâiresine sarf ve harc eylediği gibi mezkûr boyahanenin dahi üç seneliğini bin sekiz yüz kuruş bedel ile gâib ani’l-meclis Belyan Agobcan’a ba‘de’l-îcâr bedel-i meblağ-i mezkûr bin sekiz yüz kuruşu dahi müste’cir-i mezbûr Agobcan yediyle mezkûr boyahanenin binâ ve masârıfına harc edüp ancak mârru’l-beyân boyahaneyi yine bu günlerden i‘tibâren üç seneliğini üç bin altıyüz kuruş bedel tesmiyesiyle geçen bir seneyi dahi sekiz yüz yirmi kuruş bedel-i makbûzu mukâbilinde müste’cir-i sâbıkı gâib-i merkûm Agbcan’a îcâr etmekle cem‘an dört bin dörtyüz yirmi kuruş bedel-i îcâr ile mârru’l-beyân ark fabrikası bedel-i îcârı olup me’hûzu olan sâlifü’z-zikr yüz aded Osmanlı Lirasından mütebâkî elli beş aded lira-yi Osmânî’den yine müvekkilelerim mûmâ-ileyhimâ sağîrân-i mûmâ-ileyhimânın on iki sehimde yedi sehim hisselerine isâbet eden mebâliği müvekkilelerim mûmâ-ileyhimâ Hadice ve Emine Hanımlara hâlen edâ ve teslîme Mir mûmâ-ileyh Ali Bey’e izâfetle vekîl-i mûmâ-ileyh Ömer Şevki Efendi’ye tenbîh olunmak bi’l-vekâle matlûbumdur diyu ba‘de’d-da‘vâ ve’s-suâl vekîl-i mûmâ-ileyh Ömer Efendi dahi cevâbında müvekkili Mir mûmâ-ileyh Ali Bey dört sene mukaddem arsa-i mevkûfe-i mezkûre üzerine mezkûr boyahaneyi kendi malıyla nefsi içün binâ ve inşâ ve ol-vechle işhâd dahi edüp bostan-i mevkûf-i mezkûr üzerine dahi fabrika-i mezkûreyi bundan üç sene mukaddem gâib ani’l-meclis Baz-zâde kerîmesi Hadûc hanım binti Hamdi Efendi malı ve mülkü olmak zu‘muyla kendi malından nefsi içün binâ ve inşâ ve el-yevm vâzı‘atü’l-yed olup müvekkili Mir mûmâ-ileyh tarafından husûs-i mezkûr içün mahkemeye mürâaca‘at dahi edilmiş olmağla müvekkilim Mir mûmâ-ileyhe husûmet teveccüh etmez ve defter-i mezkûr nâtık olduğu üzre üçyüz on iki senesi ramazâni’l-mebâreki ğurresinden i‘tibâren on üç senesi şa‘bânı gâyesine kadar bir sene zarfında altı bin yediyüz yetmiş üç kuruş otuz para ve kezâlik üçyüz on üç senesi zarfında sekizbin yüz altmış iki buçuk ve kezâlik üçyüz on dört senesi zarfında sekiz bin ikiyüz seksen beş kuruş on para ve üçyüz on beş senesi zarfında sekiz bin yediyüz yetmiş yedi kuruş yirmi para ve on altı senesi zarfında sekiz bin üçyüz yirmi kuruş on para ve on yedi senesi zarfında sekiz bin otuz iki kuruş otuz iki para ki cem‘an bin üçyüz on iki senesi şehr-i ramazâni’l-mübâreki ğurresinden üçyüz on sekiz senesi şa‘bânı gâyesine kadar altı sene zarfında kırk yedi bin altıyüz elli dokuz kuruş vakf-i mezkûr ğalle ve vâridâtından sinîn-i mezkûre zarfında vakf-i mezkûr içün yirmi iki bin altıyüz on iki kuruş yirmi para bi’l-cümle masârıfâtıyla mevkûfât-i mezkûrenin müste’cirleri zimmetinde bakâyâsı olan sekizyüz seksen bir kuruş ki cem‘an yirmi üç bin dörtyüz doksan üç kuruş yirmi para ba‘de’t-tenzîl mütebâkî yirmi dört bin yüz altmış kuruş yirmi paradan mûmâ-ilehimâya isâbet eden on dört bin doksan beş kuruşdan dokuz bin yediyüz yirmi sekiz kuruş on para Mir mûmâ-ileyh yedinden makbûzâtları dahi bi’t-tenzîl mütebâkî dört bin üçyüz altmış yedi kuruş otuz para müvekkilim mütevellî Mir mûmâ-ileyh Ali Bey’in zimmeti olmağla edâsına hâzırız diyu da‘vâ ve mâ adâ müdde‘âsını inkâr etmekle vekîl-i mûmâ-ileyh Mazlum Efendi tekrâr cevâbında masârifât-i mezkûre ile müvekkilelerim mûmâ-ileyhimâya teslîmâtı olan meblağ-i mezkûr dokuz bin yediyüz yirmi sekiz kuruş otuz para ba‘de’t-tenzîl mütebâkî meblağ-i mezkûr dört bin üçyüz altmış yedi kuruş zimmetini ber mûceb-i defter-i mezkûr Mir mûmâ-ileyh Ali Bey ile vekîl-i mûmâ-ileyh Ömer Şevki Efendi ikrâr ve i‘tirâf eyledikleri ve te’diyesi kıbel-i şer‘den tenbîh dahi bulunduğu halde imrâr-i evkât ederek te’diye etmediği gibi zikr olunan fabrikasını mütevellî Mir mûmâ-ileyh Ali Bey bi’z-zât üzerinde durarak kendisi binâ ve masârıfâtını ber vech-i muharrer bedel-i icâretden verup hatta fabrika-i mezkûrenin inşâsı muhâlif-i şer‘-i şerîf ve kânûn-i münîf olduğundan bahisle men‘ine kıyâm eden ulemâ-i belde ile Mir mûmâ-ileyh Ali Bey uğraşup ve inşâât içün tezkire istihsâli zımnında hükûmete verdiği istid‘â ile mezkûr fabrikanın îcâr ve isti’câr senedi Mir mûmâ-ileyh Ali Bey’in hatt-i desti olduğu ve îcâr ve isti’câr ve tasarruf dahi tarafından (silik) geldiği cihetle el-yevm Mir mûmâ-ileyh vâzı‘u’l-yed ve mutasarrıf olup ancak hiyâneti sebebiyle tevellütten edilmemek ve yüz bin kuruş kıymetli mezkûr fabrikayı bu temellükünde ...fikriyle kâim-vâlidesi mûmâ-ileyhâ Hadûc Hanım

 

-101-
Nâmına muvâza‘aten emlâk dâiresine kayd ettirmiş ise de ber tafsîl-i meşrûh vakf içün binâ ve inşâ etdirüp ma‘a hâzâ vakf-i mezkûrun vâridâtı masârıfından ezyed olduğu cihetle vakf içün binâya müsâ‘id olmağla beraber îcâre muzâffe tarîkiyle inşâ edilecek ebniyenin bedel-i îcârından vakf içün binâ ve inşâsı dahi mümkin ve vakf-i mezkûr hakkında enfa‘ iken ve zâten mezkûr boyahâne ile fabrikayı mütevellî mûmâ-ileyh Ali Bey vakf içün inşâ etdirdiği halde mezkûr boyahâneyi kendi nefsi içün ve fabrikayı kâim-vâlidesi mûmâ-ileyhâ Hadûc Hanım içün bilâ-misl-i şer‘î binâ ve inşâ etdim ve etdirdim diyu da‘vâsı vakf-i mezkûra hiyâneti mûcib olduğundan mûmâ-ileyhin tevlîtden azliyle mürtezikadan bir münâsibini nasb ve ta‘yînini ve sinîn-i mezkûre zarfında on bin kuruşunu dûn ve masârifâtı kezâlik on bin kuruş efzûn göstermiş olub yalnız bu cihetin isbâtından izhâr-i acz eylediğimden mûmâ-ileyhin tahlîfi matlûbumdur diyu da‘vâ ve vekîl-i mûmâ-ileyh Ömer Efendi dahi cevâbında müvekkilim Mir mûmâ-ileyh vakf-i mezkûrun mütevellîsi olup şart-i vakf îfâ olundukdan sonra inde’l-muhâsebe mürtezikaya deyni olduğu tezâhür eden meblağ-i mezkûrun hükm-i şer‘î ...ve müvekkilim mûmâ-ileyhe tefhîminden akdem tesviye edilmemesi ve meblağ-i mezkûr mücerred müvekkilim Mir mûmâ-ileyh yedinde var iken nefsi içün binâ ve inşâ etdirmesine mâni‘-i şer‘î olmadığı iddi‘âsı mûcib-i hiyânet olmayup ben dahi ikrâr ve tasdîke me’zûn olmadığımdan mezkûr defterin vukû‘-i tasdîki da‘vâsı medâr-i istinâd olamayacağı gibi mûmâ-ileyh Mazlum Efendi mezkûr defteri huzûr-i hâkimde kabûl ediyoruz diyu kabûl ve tasdîk etmiş olduğu halde şimdi vâridât-i dûn ve masârifât-i efzûn iddi‘âsıyla tâlib-i tahlîf olması şâyân-i iltifât değildir diyu da‘vâ ve her biri âharın mâ adâ müdde‘âsını inkâr etmeleriyle fabrika-i mezkûrenin fasl ve hasmı mûmâ-ileyhâ Hadûc Hanım’ın huzûruna ba‘de’t-tevkîf mûmâ-ileyh Ömer Efendi zikr olunan boyahâneyi müvekkilim mütevellî Mir mûmâ-ileyh Ali Bey malından nefsi içün binâ eylediği da‘vâsını usûl-i mevzû‘asına tatbîkan evvelen bâ-varaka-i mestûre her biri mensûb oldukları medîne-i mezkûre mahallâtından Tarla-yi Cedîd Mahallesi imamı İskan-zâde Ali Efendi ibni Hacı Mehmed Efendi ve muhtârı Halil bin Abdurrahman ve a‘zâdan Bekir Sıdkı Efendi ibni Hacı Fazlı ve Akyol’da Yalnızhâne Mahallesi muhtârı Elbistanlı Hüseyin bin Mehmed ve imam-zâde Mustafa bin Mustafa nâm kimesnelerden sirran ve ba‘dehû Kurb Kozanlı Mahallesi ahalisinden Büyük Ali bin Hacı Abdi bin Mustafa ve mârru’z-zikr Akyol Mahallesi ahalisinden Kâdî oğlu Mustafa bin Ahmed bin Hacı Mehmed nâm kimesnelerden bi’l-muvâcehe alenen lede’t-tezkiye adl ve makbûlü’ş-şehâde oldukları iş‘âr ve ihbâr olunan mârru’z-zikr Tarla-yi Cedîd Mahallesi ahalisinden ve Bekçibaşı Mustafa bin Mustafa bin Mustafa ve Yalnızhâne Mahallesi ahalisinden Nebi bin Musullu (?) nâm kimesnelerin mezkûr boyahaneyi tahdîd ederek tafsîl-i mezkûr üzre bi’l-muvâcehe ber nehc-i şer‘î şehâdetleriyle ba‘de’l-isbât ve’l-hükm vekîl-i mûmâ-ileyh Mazlum Efendi tekrâr cevâbında mezkûr boyahanenin binâsı mütevellî Mir mûmâ-ileyhin mülkü olduğu isbât edilmiş ve kal‘ı nefs-i vakfa ve arzına muzırr olmayup mûcib-i menfa‘at bulunmuş olduğundan kal‘ıyla vakf-i mezkûr hakkında bu vechle tasarrufâtı irtikâb eden mütevellî Ali Bey’in tevlît-i mezkûreden azli murâdımdır diyu da‘vâ etdikde husûs-i mezkûrun dahi mahallinde keşf ve tahkîkiyle ketb ve tahrîr içün kıbel-i şer‘den me’zûnen irsâl olunan mahkeme-i müşârun-ileyhâ başkâtibi Mevlânâ Mehmed Zühdü Efendi mezkûr boyahane üzerine varup zeyl-i cerîdede muharreru’l-esâmî kimesneler hâzır olduğu halde akd-i meclis-i şer‘-i âlîde mezkûr boya binâsının kal‘ı vakfa muzırr olmayup kâimen beşbin ve maklû‘an üçbin kuruş kıymetli olduğu ehl-i habere ve erbâb-i vukûf tarafından bi’l-ihbâr lede’ş-şer‘i’l-enver zâhir olduğunu Mevlânâ-yi mûmâ-ileyh mahallinde ketb ve tahrîr ve ma‘an meb‘ûs emnen şer‘le meclis-i şer‘a gelüp alâ vukû‘ihî inhâ ve takrîr etmekle mûcebince mezkûr boyahanenin kal‘ı iktizâ eylediği ba‘de’t-tenbîh-i şer‘î mûmâ-ileyh Mazlum Efendi meblağ-i mezkûrdan mâ adâ yokdur demediğine binâen ziyâde müdde‘âsımütenâkız olmayup isbâtdan izhâr-i acz etmekle şer‘an ber vech-i muharrer istihlâfı câiz ise de muahharan tâlib-i tahlîf dahi olmamağın mûmâ-ileyh Mazlum Efendi ziyâde on bin kuruş da‘vâsıyla Mir mûmâ-ileyh Ali Bey’e izâfetle vekîl-i mûmâ-ileyh Ömer Şevki Efendi bilâ-beyyine mu‘ârazadan ba‘de’l-men‘ Mir mûmâ-ileyhin bi’z-zât mahkemeye ibrâz eylediği imzâsıyla mumzâ ve hatmiyle mahtûm sâlifü’z-zikr muhâsebe defteri mûcebince meblağ-i mezkûr dörtbin üçyüz altmış yedi kuruş otuz parayı mûmâ-ileyhimâ Hadice ve Emine Hanımlara hâlen edâ ve teslîme müvekkiline izâfetle mûmâ-ileyh Ömer Şevki Efendi’ye tenbîh olunduğu tescîl ve Ayıntab Mahkeme-i Şer‘iyyesinden huzûr-i âlîlerine i‘lâm olundu. Tahrîran fi’l-yevmi’s-sâlis aşer min şehr-i şevvâli’l-mükerrem li-sene tis‘a aşer ve selâse mie ve elf.

 

Numero: 449
Ma‘rûz-i dâ‘îleridir ki
Haleb vilâyet-i celîlesi dâhilinde merkez-i kazâ olan Medîne-i Ayıntab mahallâtından İbni Şükür Mahallesinde mukîn Kanacenk oğlu Ahmed bin Mustafa bin Mustafa tarafından zikri âtî husûsda vekâlet-i âmme-i mutlaka-i sahîha-i şer‘iyye vekîl-i müseccel-i şer‘îsi medîne-i mezkûre mahallâtından İbni Kör Mahallesinde mukîm Mehmed Mazlum Efendi ibni Emin Efendi medîne-i mezkûre mahkeme-i şer‘iyyesine mahsûs odada ma‘kûd-i meclis-i şer‘-i münîrde mârru’l-beyân İbni Şükür Mahallesi ahalisinden Yusuf oğlu Mustafa bin Ali Ağa tarafından dahi husûs-i mezkûrede husûmet ve redd-i cevâba bâ-hüccet-i şer‘iyye vekîl-i umûmîsi medîne-i mezbûre mahallâtından Kurb İbni Şükür Mahallesinde mukîm Ömer Şevki Efendi ibni Mehmed Ağa muvâcehesinde yedimizde olup işbu meclis-i şer‘a ibrâz eylediğim bin üçyüz on sekiz senesi şa‘bâni’l-mu‘azzamın ğurresi tarihiyle muvarrah mahkeme-i müşârun-ileyhâdan verilen bir kıt‘a i‘lâm-i şer‘î nâtık olduğu üzre müvekkilim merkûm Ahmed

 

-102-
Tarafından yine husûs-i mezkûr içün vekîl-i müseccel-i şer‘îsi medîne-i mezbûre mahallâtından Kaysara Mahallesi ahalisinden Seyyid Mehmed Efendi ibni Seyyid Ağa ile Kethüdâ zâde Mehmed Raşid Efendi ibni Hafız Mehmed Efendi mahkeme-i müşârun-ileyhâda meclis-i şer‘de Behseni (?) oğlu merkûm Mustafa muvâcehesinde hâlen medîne-i mezbûrede evkâf müdîri Ahmed Naim Efendi hâzır olduğu halde ve güzerân eden bin ikiyüz altmış dokuz senesi cemâziyelâhirin ğurresi tarihiyle muvarraha ve ol-târihde medîne-i mezkûre nâibi bulunan Mehmed Arif imzâsıyla mumzât ve hatmiyle mahtûme bir kıt‘a vakfiye-i ma‘mâlün-bihâ nâtıka olduğu üzre medîne-i mezbûre mahallâtından Cevizlice Mahallesinde sâkin iken bundan akdem vefât eden Ma‘sıracı Hacı Şeyho bin Mehmed Sadık bin Abdullah’ın verâseti zevce-i menkûha-i metrûkesi Safâ binti Hasan ve Aişe binti Hacı Mehmed Efendiyle asabe-i nisbiyye cihetinden ammî-zâdeleri Kanacenk (?) oğulları Mustafa ve Şerif ibney Mustafa’ya munhasıra olduğu ba‘de’t-tahakkuki’ş-şer‘î verese-i merkûmûndan Safâ ve Aişe ve Mustafa ve Şerif nâm kimesneler mûrisleri müteveffâ-yi merkûm Hacı Şeyho’nun (?) metrûkâtından olup verese-i merkûmûna mevrûs ve müntakil olan mârru’l-beyân Cevizlice Mahallesinde vâki‘ tarafları kubleten ve garben Karakollukçu zâde Mustafa Ağa demekle ma‘rûf Mustafa menzili şarkan Abacı Kasım’ın oğlu Abacı Ali Ağa’nın abacı dükkanı şimâlen tarîk-i âmm ile mahdûd bir bâb abacı dükkânının tamamı ve yine mahalle-i mezkûrede kâin tarafları kubleten ve garben Barbar Ahmed demekle meşhûr Ahmed menzili şarkan Mehmed bin Abdullah’ın gefşger dükkânı şimâlen tarîk-i âmm ile bir abacı dükkanı tamamı ve yine arsaları sûk-i attârın nihâyetinde vâki‘ kubleten ve şarkan tarîk-i âmm garben Çetipeti oğulları Hacı Yusuf ve İbrahim ibney Mehmed’in kebabcı dükkanı şimâlen Koca Nakîb Vakfı cümlesinden bulunan attâr dükkanı ile mahdûd olup fi’l-asıl Helvacı ve el-yevm bir bâb attar dükkânının nısıf hissesi ve yine Kara Tarla Cami‘-i Şerifi kurbunda kubleten Gülekçi Mustafa bin Hacı Muhallâ hânesi garben câmi‘-i mezbûr şimâlen câmi‘-i mezbûr müsekkafâtından neccâr dükkanı şarkan tarîk-i âmm ile mahdûd fi’l-asıl tahhâr ve el-yevm neccâr dükkanı tamamını verese-i merkûmûn kendi mülklerinden ba‘de’l-ihrâc vakf-i sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs edüp şöyle şart etmişler ki zikirleri murûr eden dekâkîn-i mevkûfe beher sene mütevellîsi yediyle îcâr olunup hâsılât ve ğallesinden mevkûfât-i mezkûrâtın masârıfları ba‘de’l-îfâ beher sene ramazân-i şerîfde Cevizlice Cami‘-i Şerîfi’ne yüz kuruş verilüp mütevellîsi ma‘rifetiyle masârıfât-i lâzımasine sarf oluna ve fazlayı mütevellî olanlar kendi umûrlarına sarf edüp ve vakf-i mezkûra ilâ vefâtihâ zevce-i mezbûre Safâ Hatun mütevellî olup ba‘de icrâ’i’ş-şurût fazla-i ğalleye mutasarrıf ola ve ba‘de vefâtihâ merkûmân Mustafa ve Şerif nısfiyet üzre mutasarrıf ve mütevellî olalar ve ba‘de vefâtihimâ evlâdları ve evlâd-i evlâdları ve evlâd-i evlâd-i evlâd-i zükûrları batnen ba‘de batnin ve karnen ba‘de karnin mütevellî ve mutasarrıf olalar ilâ âhirihî diyu ta‘yîn-i şurût-i birle vakf ve tescîl-i şer‘î edüp ol-vechle ale’l-usûl mahdûdât-i mezkûrâtın vakfiyetine hükm-i şer‘î dahi lâhik oldukdan sonra ber mûceb-i şart-i mezkûr mevkûfât ve fazlaya mezbûre Safâ Hatun hayâtında ile’l-vefât mutarassıfa olagelmekde iken merkûmân Mustafa ve Şerif vefât etdiklerinden sonra mezbûre Safâ Hatun dahi işbu sene-i mübâreke şehr-i rebîulevvelin ğurresinde vefât etmekle nevbet-i istihkâka ber mûceb-i şart-i vâkıfdan müteveffâ-yi mezbûr Mustafa’nın sulbiyy-i kebîr oğlu kezâlik gâib ani’l-meclis diğer Mustafa’ya intikâl eylediği gibi müvekkilimiz Ahmed bâ-i‘lâm-i şer‘î vakf-i mezkûrun hâlen mütevellîsi bulunmuş iken el-hâletü hâzihî müteveffât-i mezbûre Safa Hatun’un oğlu müdde‘â aleyh mezbûr Mustafa el-yevm mevkûfât-i mahdûdât-i mezkûrâta fuzûlî bi-gayr-i hakk müdâhale ve sâlifü’z-zikr nısf-i attâr dükkanına el-yevm bi-gayr-i hakk vaz‘-i yed eder olmağla suâl olunup müdâhale-i mezkûresinin men‘i ve sâlifü’l-beyân nısf-i attâr dükkanından keff-i yed-i birle mahallinde lâyıkı vechle vakf-i mezkûr mütevellîsi müvekkilim merkûm Ahmed’e hâlen def‘ ve teslîme merkûm Mustafa’ya tenbîh olunmak bi’l-vekâle matlûbumuzdur diyu mazmûnu takrîr-i meşrûhlarına mutâbık vakfiye-i mezkûreyi ibrâz ile ba‘de’d-da‘vâ ve’s-suâl merkûm dahi cevâb i‘tâ etmezden mukaddem tarafından husûs-i mezkûrede husûmet ve redd-i cevâba vekîl-i müseccel-i şer‘îsi olup medîne-i mezbûre mahallâtından Kurb İbni Şükür Mahallesi sâkinlerinden Ömer Şevki Efendi ibni Mehmed Ağa hâzır olmağla mûmâ-ileyhimâ Seyyid ve Mehmed ve Raşid Efendiler meclis-i müşârun-ileyhde mûmâ-ileyh Ömer Efendi muvâcehesinde da‘vâ-yi mezkûrelerini ber tafsîl-i meşrûh ba‘de’t-tekrâr ve’s-suâl vekîl-i mûmâ-ileyh Ömer Efendi dahi cevâbında vakfiyye-i mezkûre mazmûnunu tamâmıyla tâyi‘an ve kat‘iyyen ikrâr ve i‘tirâf edüp lâkin mütevelliye-i mezbûre Safa Hatun’un hayâtında ber mûceb-i şart-i mezkûr ber vech-i muharrer vefâtına kadar esnâ-yi tasarrufunda vâkıfûn-i merkûmûn Mustafa ve Şerif ve Aişe’den her biri vakf-i mezkûra nâil-i istihkâk olmaksızın mütebâkiyen vefât etmiş oldukları cihetle merkûmân Mustafa ve Şerif’in evlâdı babalarının müstahak olmadığı vakf-i mezkûre kendileri müstahak olamayacağından müvekkilim merkûmun vâlidesi mezbûre Safa Hatun’un vefâtıyla vakf-i mezkûr müstakillen sadrî kebîr oğlu müvekkilim merkûm Mustafa’ya intikâl etmekle merkûm Ahmed’in ber vech-i muharrer mu‘ârazadan men‘i bi’l-vekâle matlûbumdur diyu da‘vâ etdikde vekîlâm-i mûmâ-ileyhimâ (silik) ve Raşid Efendiler dahi vakfiyye-i mezkûrede ber tafsîl-i mezkûr muharrer olduğu üzre (silik) vakf-i mezkûrun tevlît ve fazla-i ğallesini birinci derecede ilâ vefâtihâ mezbûre Safâ Hatun’a ve ba‘de vefâtihâ ikinci derecede merkûmân Mustafa ve Şerif’e ve ba‘de vefâtihimâ

 

-103-
Üçüncü derecede evlâdlarına yani merkûmân Mustafa ve Şerif’in evlâd-i evlâdlarına ve evlâd-i evlâd-i evlâd-i zükûrlarına batnen ba‘de batnin ve karnen ba‘de karnin şart ve ta‘yîn etmekle ber mûceb-i şurût muharrere-i mezkûre vakf-i mezbûrun tevlît ve ğallesine evvelen birinci derecede meşrûtun-lehâsı olan mezbûre Safâ Hatun ber minvâl-i muharrer ilâ’l-vefât mutasarrıfa olup ikinci derecede meşrûtun-lehimâ olan merkûmân Mustafa ve Şerif-i mezbûr ve Safâ’nın hayâtında kable’l-istihkâk vefât etmeleriyle mezbûre Safâ’nın vefâtından sonra merkûmân Mustafa ve Şerif’in evlâdları olup üçüncü derecede meşrûtun-leh olan müvekkilimiz merkûm Ahmed ile karındaşları merkûmân Mehmed ve İmam Hüseyin ve müteveffâ-yi mezbûr Şerif’in sulbî oğlu merkûm diğer Mustafa’ya intikâl etmekle hem tevlît ve hem fazla-i ğallesinde âhar kimesnenin hakk ve alâkaları olmamağla beraber elfâz-i vâkıfiyetde iki ma‘nâyı ifâde eder bir lafız bulunduğunda birinin ta‘ayyününde karîneye mürâca‘at lâzım gelir. Binâen aleyh vâkıfdan merkûmûnun ve ba‘de vefâtihimâ evlâdları ve evlâd-i evlâdları sözü iki ma‘nâsı olan bir şart olup birisini ta‘ayyününde karîne araştırıldığı halde ...karîne ancak garaz-i vâkıfdır. Vâkıf da burada dört nefer kimesne olduğu içün murâd olunan Safâ’yı ta‘yîn-i vâkıfdan mûmâ-ileyhimin cümle-i garazlarına mürâca‘at ile husûle gelüp yalnız birinin garazına mürâca‘atla husûle gelmeyecek keyfiyetdir. Binâen aleyh vâkıfdan mûmâ-ileyhimin ağrâzına mürâca‘at olundukda merkûmûn Şerif ve Mustafa ve Aişe mezbûre Safa’nın hayâtında ğallenin tamamından kendilerini mahrûm ve mezbûre Safa’yı vefâtına kadar mün‘im mezbûre Safâ dahi hayâtında tamam-i ğalleyi istîfâ ile kendi nefsini ilâ vefâtihâ mün‘im ve ba‘de vefâtihâ kendi evlâdını mahrûm kılmak ağrâzıma sarf ...edildikde mezbûre Safa’nın ğarzı vefâtından sonra merkûmân Şerif ve Mustafa’nın evlâdlarına karşu kendi evlâdlarını mahrûm kılmak bir karîne-i kaviyedir dediklerinde mûmâ-ileyh Ömer Efendi dahi hayât ve sıhhatlerinde ber mûceb-i şart-i mezkûr müvekkilim merkûm Mustafa’nın vâlidesi mezbûre Safa Hatun’u ile’l-vefât mütevelliye nasb ve ta‘yîn ile mezkûr fazla-i ğallelerden kendi nefislerini mahrûm eden bir vâkıf kendi evlâdını mahrûm edeceği tabî‘îdir. Ma‘a hâzâ vâkıfûn-i mûmâ-ileyhim vakfiyye-i mezkûrede vakf-i mezkûrun tevlît ve fazla-i ğallesini evlâd-i mezbûre Safâ Hatun’a ve ba‘de vefâtihâ merkûmân Mustafa ve Şerif’e ve ba‘de vefâtihimâ evlâdlarına diyu şart edüp ve her ne kadar ba‘de vefâtihimâ evlâdlarına lafzının merkûmân Mustafa ve Şerif evlâdlarına salâhiyeti anlaşılır ise de vefâtından sonra sulbî evlâdını mahrûm ve ecânibin evlâdını mün‘am kılmak şer‘-i şerîfe münâfî ve garaz-i vâkıfa müğâyir olmağla lafz-i mezkûrdan murâdları vâkıfların sulbî evlâdları garaz-i vâkıfa muvâfık ve hılâfı vâkıfın sulbî evlâdının harmânını mûcib olmağla garaz-i vâkıfa muhâlif olduğundan vâkıfûn-i merkûmûn Mustafa ve Şerif ve Safa’nın vefâtlarından sonra fazla-i ğalle vâkıfların evlâdlarına âid olmak lâzımgelir diyu îrâd-i kelâm etmeleriyle husûs-i mezkûr kütüb-i mu‘tebere-i fıkhiyyeye mürâca‘atla arîz ve amîk tedkîk ve tahkîk olundukda ber mûceb-i vakfiye-i mezkûre derece-i sâniyede meşrûtun-lehümâ merkûmân Mustafa ve Şerif’in derece-i ûlâda meşrûtun-lehâsı olan mezbûre Safâ’nın hayâtında mücerred kable’l-istihkâk vefât etmeleri derece-i sâlisede meşrûtun-lehüm ve mevkûf aleyhim evlâd-i evlâdlarının harmanını mûcib olamayacağını ve vakfiyye-i mezkûrede evlâdlarına lafzında larına lafzı lisân-i türkîde zamîr-i cem‘ olup iki ve mâ favkına şâmil olmağla bi’l-cümle vâkıfûn-i mûmâ-ileyhimâ âid ve râci‘ olupu her birinin evlâdları mahrûm edilmemekle garaz-i vâkıfûna da muvâfık olduğuna mebnî tarafeynden her biri âharın müvekkilinin külliyen mahrûmiyeti hakkında ber tafsîl-i mezkûr îrâd eyledikleri kelâmları şer‘an mesmû‘a ve iltifâta şâyân olmadığı kendülere tefhîm ve mûcebince her biri müvekkillerine izâfetle ber minvâl-i muharrer istiklâl da‘vâlarıyla âhara bî-vech-i şer‘î mu‘ârazadan ba‘de’l-men‘ vâkıfûn-i mûmâ-ileyhimden her birinin mûrislerinden bi’l-irsi’ş-şer‘î hisse-i ma‘lûme-i mevkûfeleri şurût-i muharrere-i mezkûre vechle kendi evlâdlarına ve evlâd-i evlâd-i evlâd-i zükûrlarına intikâl etmekle vakf-i mezkûrun tevlît ve ba‘de icrâ’i’ş-şurût mezkûr fazla-i ğallesini ol-vechle beynlerinde iktisâm edilmek iktizâ eylediğine dâir verilen i‘lâm-i mezkûr müvekkilim merkûm Ahmed tarafından lede’t-temyîz zahrında muharrer fetvâ-hâne-i celîlenin bin üçyüz on dokuz senesi şa‘bâni’l-mu‘azzamın üçüncü günü tarihiyle muvarrah tahşiyesi nâtıka olduğu üzre i‘lâm-i mezkûrda vech-i meşrûh üzre tarafeynin i‘tirâfında bulunan şurût-i mezkûrun mezbûrân Şerif ve Mustafa’nın evlâdlarının gayrıya şumûlü olamayacağından bu halde ber vech-i muharrer tevkî‘ kılınan hükm usûlünde olmamağla sebki noksan ve halelden gayr-i hâlî olmağın bu sûrette husûs-i mezkûrun yine kazâ-i mezkûr mahkeme-i şer‘iyyesinde ber nehc-i şer‘î ru’yeti iktizâ eylediği emr ve tahşiye buyurulduğuna binâen müvekkil-i merkûm Mustafa’nın mevkûfât-i mezkûreye muvâza‘asının men‘ine ve mezbûre Safâ Hatun’un vefât eylediği bin üçyüz on sekiz senesi rebîulevvelin birinci gününden i‘tibâren işbu sene-i mübâreke şevvâli’l-mükerremi ğurresi tarihine değin vakf-i mezkûrun vâridât ve ğallesi olan bin beşyüz kuruşu müvekkilim merkûm Mustafa bi-gayr-i hakk ahz ve kabz ve umûruna harc ve sarf eylediğinden meblağ-i mezkûr bin beşyüz kuruşu dahi müvekkilim mezbûr Ahmed ve hâlen def‘ ve teslîme müvekkilim merkûm Mustafa’ya izâfetle vekîl-i mûmâ-ileyh Ömer Efendi’ye tenbîh olunmak matlûbumdur diyu vekâleten ba‘de’d-da‘vâ ve’s-suâl mûmâ-ileyh Ömer Efendi dahi cevâbında müvekkilim mezbûr Mustafa tarafından dahi temeyyüz edildiği cihetle merkûm Ahmed’in temyîz eylediği i‘lâm-i mezkûr ber vech-i muharrer tahşiye olunarak ...vârid olmuş ise de müvekkilim merkûm Mustafa’nın temyîzen tedkîki taleb eylediği i‘lâm-i mezkûr üzerine vakf-i mezkûrun müstakillen müvekkilim merkûma âidiyyeti hakkında ifâde ve beyân etdiğimiz mesâil-i şer‘iyye ve lâyiha-i i‘tirâziyyemiz muhtâc-i tedkîk görülmekle meclis-i tedkîkât-i şer‘iyyede el-ân (?) derdest tedkîk olunduğundan bir netîce verilmedikçe mâ fevkinde ru’yet eylemekde olan bir da‘vâyı ol-mahkemenin mâ dûnünde bulunan mahkemenin ru’yeti gayr-i câiz ve fetvâ-hâne-i celîle’nin

 

-104-
Tahşiye’-i mezkûresi bizim temeyyüzde olan hukûkumuzun iskâtını gayr-i mûcib olup ibrâz olunan i‘lâm dahi meclis-i tedkîkât-i şer‘iyyenin nazar ve mutâla‘asından geçmediği i‘lâm-i mezkûr zahrındaki mu‘âmele ile sâbit bulunduğundan ol-vechle da‘vâ-yi mezkûrun netîce-i temeyyüze değin te’hîrini taleb ve ğalle-i mezkûre hakkındaki cevâbımı dahi i‘lâm-i mezkûrumuzun vurûdundan sonra i‘tâ ederim diyu takrîr-i meşrûhu üzre tasaddî eylediği kelâmı husûs-i mezkûrun kaza-i mezkûr mahkeme-i şer‘iyyesinde ru’yeti iktizâ eylediği fetvâ-hâne-i celîleden ber minvâl-i muharrer emr ve tahşiye buyurulmuş iken mesmû‘ ve iltifâta şâyân olmadığı kendüye ba‘de’t-tefhîm mûmâ-ileyh Ömer Efendi mûmâ-ileyh Mazlum Efendi’nin da‘vâ-yi mezkûresini ikrâr da etmeyup inkâr da etmeyup cevâbdan imtinâ‘ etmiş inkâr add olunmağla mûmâ-ileyh Mazlum Efendi ğalle-i mezkûre da‘vâsını beyâna ba‘de’l-havâle sicil-i mahkemeye mürâca‘at olundukda i‘lâm-i mezkûrun zabt da‘vâsı ber mûceb-i ta‘lîmât-i seniyye tarafeyn vekîllerinin imzâlarıyla mumzâ hîle ve fesâddan sâlim sûretde tutulan mahkeme-i müşârun-ileyhânın sicil-i mahfûzunda muharrer ve mukayyed olmağla bilâ-beyyine mazmûnuyla amel olunup hucec-i hattıyyeden (?) olmağın mûcebince vech-i meşrûh üzre tarafeynin i‘tirâfında bulunan şurût-i mezkûrenin mezbûrân Şerif ve Mustafa’nın evlâdlarının gayrıya şumûlü olamayacağına binâen müvekkil-i merkûm Mustafa Ağa’ya izâfetle vekîl-i mûmâ-ileyh Ömer Efendi vakf-i mezkûr içün müvekkil-i merkûm Mustafa’ya izâfetle mûmâ-ileyh Mazlum Efendi’ye bî-vech-i şer‘î mu‘ârazadan ba‘de’l-men‘ mezbûrân Şerif ve Mustafa’nın evlâdlarının ber mûceb-i şart-i vâkıf zabt ve tasarrufu iktizâ eylediği tescîl ve Ayıntab Mahkeme-i şer‘iyyesinden  huzûr-i âlîlerine i‘lâm olundu. Tahrîran fi’l-yevmi’s-sâdis aşer min şehr-i şevvâli’l-mükerrem li-sene tis‘a aşer ve selâse mie ve elf.